Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

Gecenin En Zifiri Karanlık Anı Şafak Sökmesine Yakın Andır ve O An Bu Andır!

30-Aralık-2013

Bugüne kadar tabu olan, konuşsan hapse girme riski bile olabilen konuların medyada her gün sürekli konuşulduğu, tartışıldığı bir süreci yaşıyoruz. Hayretlerle izliyoruz, hiç ummadığımız bir durum! Herhalde hiç kimse de ummazdı böyle bir şeyi. Tarafların sözcüleri televizyonlarda bir araya gelip kendi pozisyonlarını, haklılıklarını anlatmaya çalışıyorlar. Kim haklı, kim haksız? Herkes kendince haklı ? ama hatalar yapıldığını da kabul ediyorlar. Masum insanların hayatlarının karartıldığı itiraf ediliyor hem de bunu tüm taraflar kabul ediyor. Etik, ahlak, adalet, hukuk, dürüstlük, insanlık, vicdan ve daha nice insani değerlerin yitirildiği konuşuluyor. Bu durumun eninde sonunda herkese zarar verdiği söyleniyor. Gidişatın daha kötüleşeceğinden, çirkinleşeceğinden konuşuluyor. Hayretler içinde izliyoruz. Bu nasıl bir düzen? Bunları insanlar hakediyor mu?

Daha düne kadar herşey güllük gülistanlıktı. Yıllardır süren ekonomik büyüme, istihdam, düşen enflasyon, global arenada söz sahibi, örnek ülke? Sonra birden ortalık toz duman, borsa düşüyor, döviz kurları tarihi zirvelerde, güvensizlik, belirsizlik? Kesif bir güvensizlik, şüphe? İç savaş, kurtuluş savaşı, dış mihraklar? Bütün bunlar gerçekten oluyor mu? Bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Şimdi insanların önemli kısmı bunları sorgulamaya başladı.

Önümüzde türlü kötü senaryolar var ve gerçekleşme ihtimallerinin de kuvvetli olduğunu görüyoruz, hissediyoruz. Daha da kötü olabilir deniyor. Evet daha da kötüsü olacak; bilmediğimiz veya görmek istemediğimiz daha büyük sorunlar da var çünkü.
v "Böyle devam ederse çok kötü olacak!" diye onlarca yıldır bilim insanları tüm insanlığı uyarıyor: insanoğlu doğaya, dünyaya öylesine hızlı ve ağır zararlar vermekte ki, dünya artık bunu kaldıramıyor. Tüketim ve fosil yakıt tabanlı küresel ekonomi ve üstel artan insan nüfusu nedeniyle, doğal kaynaklar hızla tüketiliyor, kirletiliyor, fosil yakıtların yakılması sonucu havaya salınan gazla küresel ısınmaya, iklim değişikliğine neden oluyor. Dünya hızla ısınıyor, doğal dengeler hızla bozuluyor ve normal dışı, aşırı olaylar gerçekleşiyor. Gittikçe daha sık, daha şiddetli doğal afetler gerçekleşir oldu ve eğer insanlık mevcutta yaptıklarının farkına varıp değişmezse, daha, çok daha kötüsü olacak. Eğer gerçekleri artık göreceksek, bu gerçeklikten daha önemlisi olamaz. İnsanların büyük kısmı bugüne kadar ya bu gerçeğin farkında olmadı ya da bilenler görmezden geldi, umursamadı.

Savaş, kriz, yoksulluk vesaire, evet bunlar önemli şeyler ama bütün bunların temelindeki sebep(ler) ne? İklim değişikliğine neden olan davranışla, mevcuttaki gidişata neden olan davranış arasında benzerlik var mı?

"Doğa talan ediliyor" deyip direnmeye çalışanların hali nice? Baskı, şiddet, yıldırma... Bu durum dünyanın en demoktratik ülkelerinde bile böyle. Yakın geçmişe kadar iklim değişikliği vardır deyip insanlığı uyarmaya çalışan bilim insanlarına görülmedik baskılar yapılıyordu. Yine de işlerinden olma riskini göze alıp yıllarca anlatmaya çalıştılar ve nihayet 2013'te bilim insanlarının neredeyse tamamı aynı görüşe geldi: insanların dünya üzerindeki tahribatı gerçektir.

Bugüne kadar doğanın tahribatı "işin gereği, normal" olarak karşılandı. Ekonomik büyüme olacaksa, insanlar iş sahibi olacaksa, refah olacaksa o zaman ister istemez doğal kaynaklar tüketilecektir. Hakim anlayış bu değil mi?

Böyle geldi, böyle gider, bildiğiniz yolda devam edin? Ama artık zaman ve yer kalmadı. Kendi aranızda didişin, kişisel çıkar, güç ve para için mücadele edin. Bunları hayatın gerçekleri olarak görün ve halka gösterin, yutturun. Halk asıl gerçekleri bilmesin, görmesin.

Bilim insanları da yırtınmaya devam etsinler: "zaman kalmadı, dünya elden gidiyor" desinler. Bazı iklim bilimciler artık küresel çöküş için tarih bile tahmin etmeye başladılar. Burada onların tahminlerini yazamıyorum korkarsınız diye; çünkü sahiden çok yakın. Merak edenler internette araştırırsa erişir bilgiye.

Televizyonda geçmişte bakanlık yapmış kişilerin tartışmasını izliyorum, birisi "Devlet adamı, milletinin en az 50 yıl sonraki geleceğini düşünür" diyor ve diğerleri hak veriyor. Devlet adamı olmak ve bir ülkeyi yönetmek, o ülkenin yakın gelecekte karşılaşabileceği her türlü tehlike ve tehdit hakkında bilgi sahibi olma ve buna karşı önlemler almayı da içermez mi? Ülkenin 30 yıl içinde çölleşeceğini bilmiyorlar mı? BİLİYORLAR! Kim ne yapıyor bu konuda? Bu konu gündeme hiç gelecek mi?

Bir kısım Türk bilim insanı da yıllardır ülkemizin doğasındaki değişimi takip ediyorlar. Son 30 yıllık sıcaklık ve yağış verileri önemli değişimleri gözler önüne seriyor: ülkenin tamamında sıcaklık artışları var ve doğu karadeniz dışındaki tüm bölgelerde de yağışlarda ciddi azalma görülmekte.

Medyada başlıklar yolsuzluk, çete, dış mührak v.b. haberlerle dolu iken, geri planda "İstanbul barajlarının su seviyelerinin çok düşük olduğu ve barajların ancak %30 dolu olduğu" haberi geçiyordu. Aralık sonunda böyle bir durum normal midir? Yağışlı sonbahar ve kış mevsimlerine ne oldu?

Ülkemiz gittikçe ısınıyor, kuraklaşıyor, çölleşiyor işte birçoklarından daha ciddi ve önemli bir gerçek te budur. Ve benzer başka gerçekler de var: verimli topraklarımızı kaybediyoruz. Modern tarım yöntemleri ile sürekli suni gübrelenen, ilaçlanan topraklar ölüyor, verimsizleşiyor. Temiz su kaynaklarımız azalıyor yeraltı su kaynaklarımızı yenilenemez bir hızla tüketiyoruz. Ormanlarımızı yenilenemez hızla kesiyoruz, kaybediyoruz. Derelerimizi, nehirlerimizi, denizlerimizi kirletiyoruz; canlı hayatı birçok sularda tükendi veya tükenmek üzere? Bizim yaşam kaynağımızdan bahsediyoruz ve bu toprakların 30-40 yıl içinde iyice bereketsizleşme ve çöl olma ihtimali var. İşte bunu engelleyebilmek için şu anda/en kısa zamanda toplumsal seferberlik gerekiyor - ancak bu şekilde önleyebiliriz karanlık geleceği? Ülkeyi ormanlaştırmamız gerekiyor, ama bunu akıllıca yapmalıyız ve bu bilgi mevcut. Ormanlaştırmalıyız çünkü "ormanlar yağmurları çeker, yağmur oluştururlar" ayrıca toprağı korurlar, havadaki karbonu alırlar küresel ısınmayı azaltırlar; insanlara gıda ve türlü doğal kaynaklar sağlarlar.

Fosil yakıtlara bağımlılığımızı azaltmalıyız, temiz enerjiye yönelmeliyiz. Ülkenin tüm enerji ihtiyacının %90'ının hala fosil yakıtlarla karşılanıyor olması doğru, etik ve sürdürülebilir değildir. Nükleer enerjiye de muhtaç değiliz, çünkü yeterinden fazla temiz enerji kaynağımız var. Üniversite hocalarımızın araştırmalarına göre ihtiyacımızdan kat be kat temiz enerjimiz var aslında.

Almanya'da 1.3 milyon noktada kurulu olan güneş PV panelleri 34.2 gigawatlık kapasiteye sahip. Yazın güneşli havalarda anlık elektrik tüketiminin %50'sinden fazlasını karşılıyor. Ve Almanya bizden %30 daha az güneş ışığı alan bir ülke. Bizde bu kaynaktan neredeyse hiç faydalanılmadı şimdiye kadar (güneşten sıcak su elde etme dışında). Rüzgarımız var ve son yıllarda bu alanda umut verici gelişmeler var ama yetmez. Jeotermal enerjimiz var ve bu kaynağı da yeterli kullanmıyoruz.

Ters giden çok şey var(mış), bugünlerde bunu toplumsal olarak farkediyoruz. Peki bu konuda bireysel olarak ne yapabiliriz ki?

Kötü gidişati farketmiş olmak ve kabullenmek en önemli başlangıçtır. Çünkü kimse gerçekte kötüyü istemez. İsteyen var mı? Kim çocuklarının, torunlarının geleceğini yokedecek davranışlar içinde olmak ister?

"Sorun sistem sorunudur, sistemin işleyişinde aksaklıklar var" deniyor. Ama sistem sorunundan daha önemlisi bireysel sorundur, bizlerin yaşam ve düşünce tarzımızdaki sorun! Eğer ki yaşam şeklimizle bugüne kadar türlü alanlarda yanlış üzerine yanlış yapmış ve yapmakta olan bir sistemin devamına hizmet etmekteysek, bunu değiştirmek bizim sorumluluğumuzdur yönetenlerden çözüm beklemek hayalcilik olur. Ancak bireyler değişmeye başlarsa ve değişim isteği tabana, halka yayılabilirse bir umut, olasılık doğabilir.

Başlangıç, "bireysel sorumluluk"tur ve bu en temel etikler arasındadır. "Kendinin ve çocuğunun sorumluluğunu kendi omuzlarına al". Problemin bir parçası olmak yerine çözümün bir parçası ol!

Bir televizyon programında aydın bir kişi "şimdi tam sırası, şimdi düzgün, ahlaklı, etik sahibi insanların çıkıp konuşmaları ve olması gerekeni anlatmaları, göstermeleri gerekli" dedi. Çok doğru. Aramızda böyle birçok insan var. Bunca kötülüğün içinde yılmadan, "umutla" çabalamakta olan insanlar var.

Ben onlardan biriyim. Problemin bir parçası olmak yerine çözüm olmayı tercih ettim. Yol da aldım. Tükettiğim enerjinin önemli kısmını güneş ve rüzgardan üretiyorum. Arabam bir lokantadan çıkan atık sıvı yağla gidiyor. Kendi gıdamın bir kısmını doğal yollarla üretebilmek üzere bahçe yaptım. Öğrendiklerimle bir çiftlik kurmaya giriştim. Çiftlikte elektrik enerjisi yine güneş ve rüzgardan üretiliyor. Yapılar doğal malzeme ile inşa edildi: kerpiç, horasan harcı, ahşap, taş? Çiftlikte kimyasal gübre ve kimyasal ilaçlara yer yok. Doğal yöntemlerle kendi gıdamızı üretiyoruz. Ve öğrendiklerimizi istekli olan herkese anlatmak üzere çalışmalar, eğitimler yapıyoruz. Bunları övünmek için yazmıyorum. Benden çok daha iyilerini yapanlar da var, ben onlardan öğrendim ve kendi hayatımı değiştirmeye başladım. Değişmek gereğini kavramış birçok insanla tanıştığımız, gönül bağları kurduğumuz, birlikte çalışmalar, yardımlaşma ve paylaşımlar yaptığımız güzel bir döneme girdik. Yalnız olmadığımızı gördük ve sayımız her gün artıyor. Değişmek için bilgi ve tecrübe var ve bunu paylaşmaya hazır insanlar da var, yeter ki insanlar istesin.

Şimdi bir fırsat doğdu: bugünlerdeki tartışmalar insanlara ilerlemekte olduğumuz yolun yanlışlığını net olarak gösteriyor ve gerçek değişim için umut doğuyor. 2014 yılı umutsuzluk, karmaşa, fekalet yılı olmayabilir. Ama içimizde umut olmalı ve değişimin kendimizle başlaması gerektiğini bilmeliyiz.

Eğer asıl gerçekleri görmezlikten gelmeye devam edersek; başa geçecek yeni yönetimler de bu şekilde devam ederse; temelde hiçbir şey değişmeyecek ve her gelen, gideni aratacaktır. Yaşam her geçen gün daha zorlaşacak, iklim değişikliği insanlık üzerine daha fazla felaketler ve gerilim getirecektir. Bunu ne kadar erken farkedip, birlikte önlemeye çalışırsak o kadar daha çok şansımız olacaktır.

Çok zor gibi görünen şeylerin başlangıçları çok basit olabilir. Çok büyük düşünüp, master planlar yapma hayalciliğine de gerek yok. Bireysel ve yerel çözümlerle başlamalı. Birey olarak yapılabilecek çok basit, kolay şeyler var. Boş zamanını değerlendir: ufaktan başla, gücün kadar yap, yardım iste. Başkalarının değişmesine yardım et, yardım ederken öğrenirsin, böylece vakti geldiğinde ne yapman gerektiğini bilirsin. Temiz, doğal gıda üretenleri destekle, mümkünse kendi gıdanın bir kısmını üret. Bunu yapacak yerin yoksa, bir grup arkadaşla bunu yapabilecek bir yer bul isteyince herşey mümkün olabilir. Fosil yakıta olan bireysel bağımlılığını azaltmaya başla.

Kötü giden şeylerin yanında insanlık tarihinde bugüne kadar gerçekleşmemiş ama bugünlerde gerçekleşmekte olan devrimsel dönüşümler de yaşanmaya başladı - tabana yayıldığı takdirde değişimi hızlandıracaktır. Mesela elektrik üreten güneş PV panel fiyatları artık birçok kişinin karşılayabileceği seviyelere indi ve inmeye devam ediyor. Öyle ki, güneş panelleri ile elektrik üretip şebekeye satmak, bankada paranızı vadeli hesapta tutmaktan ve ev satın alıp kiraya vermekten daha karlı hale geldi. Bu işin finansal tarafı; ama daha da iyisi var: etik olarak doğru, fosil yakıt bağımlılığını azaltıcı, iklim değişikliğini önleyici, bireysel enerji bağımsızlığını getiren ve dönüşümü hızlandıracak bir yatırım. Ancak bu bazı çevrelerin tekeline bırakılmamalı, halka, tabana yayılmalı. Bu durum sadece bazıları için yeni bir fırsat olmamalı, herkes için fırsat olmalı. Temiz enerji teknolojileri her geçen gün daha verimli olacak ve daha ucuzlayacak. Enerji problemini tabana yayarak temiz enerji ile çözebilirsek çok ama çok farklı bir dünyadan da bahsetmeye başlayabiliriz. Bu artık hayal değil ve hep birlikte bunu gerçekleştirme şansımız var artık.

Nasıl bir gelecek istediğimiz bizi yönetenlere değil, bizlere bağlı....


Yazar: Taner Aksel    Tarih: 11.03.2015 15:06:58













Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel