Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

Özendirmek

8-Mayıs-2014

İklim değişikliği ciddi bir durum. İnsanlar ciddiyeti kavrasın diye olası felaketlerden bahsederek korkutma taktiği ise tutmuyor. Hatta insanları daha da vurdumduymaz yapıyor. Öyleyse korkutmak yerine özendirelim. Daha keyifli, doğal, insanca bir yaşamdan bahsedelim. Ama önce kendi hayatlarımıza bir bakalım. İklim değişikliğinin kaynağında sürdürmekte olduğumuz hayat şekli var.

Bir yandan insan nüfusu hızla artarken, diğer yandan bireysel tüketimi de artırıyoruz. Ama bunların bir faturası var. Havayı, suyu, toprağı, doğayı kirlettik, yokettik. Bize kimyasallarla dolu sağlıksız gıda, kirli su ve hava, yokolan gıda kaynakları, artan gıda fiyatları, artan hastalıklar, artan pahalılık ve artan yaşam zorlukları olarak geri dönüyor.

İnsanlıktan çıktık. Etik, ahlak değerlerin alt üst olduğu bir dönem içindeyiz. Mutsuzuz, huzursuzuz, gelecekten endişeliyiz. Evet, bunlar gerçek ama durumu kabullenenlerin gerçeği.

Benim gerçeğim farklı. İçinde yaşamaktan mutlu olmadığım bir düzenin parçası olmak zorunda değilim. Artık bu oyunda yokum. Daha güzel, mutlu, keyifli, maneviyatta zengin bir hayat istiyorum. Ve bu hayatı yaşamaya başladım.

5-6 yıl önce, problemin bir parçası olduğumu farkettiğimde kendimin ve ailemin yaşamını değiştirmeye karar vermiştim. Oldukça yol aldım, ama daha yapacak çok şey de var. Bu yolda gerçekleşenlerden bahsedeyim:

Doğada yaşamayı hep düşünmüştük eşimle, bu hayali gerçekleştirmek üzere Uludağ eteklerinde bir arazi de almıştık 16 yıl önce. İklim değişikliğinin ciddiyetini bu arazide doğal tarım yapmaya çalışırken farkettim. 16 yıl içinde sahip olduğum arazideki iklim hızla değişti. Temmuz, Ağustos'ta bile yaz yağmurları alırken, son 3-4 yıldır yazları neredeyse 4 ay hiç yağmur yağmaz oldu. Ben araziyi aldığımda bölgedeki kestane ağaçları çoktan ölmüşlerdi '70lerde endüstrilerin gazlarının neden olduğu asit yağmurları nedeniyle toptan ölmüşlerdi. Yazın toprağım kuruyor, can çekişiyordu. Burada birşeyler yapmak istiyorsam, mutlaka ne yapılması gerektiğini öğrenmek gerekiyordu. Ve o an karşıma "permakültür" çıktı. Kursunu aldım, aydınlandım ve işe koyuldum. 4 yıldır permakültür yol göstericiliği ile hayatımı değiştirmekteyim.

Uludağ eteklerindeki araziye "Belentepe Permakültür Uygulama ve Doğal Yaşam Çiftliği"ni kurdum. Başlangıçta ilk yıl sadece arazi toprağını güçlendirmek ve su tutmak için çalışmalar yaptık. Sonrasında doğal yapılarımızı inşa ettik. Bugünlerde çiftlik cıvıl cıvıl. Gönüllülerimiz, kursiyerlerimiz, eş dost, ziyaretçiler, köylüler gelip gidiyor. Artık tam bir çiftlik havasına büründü. Benim için bir laboratuvar çünkü birçok şey deniyorum, öğreniyorum. Hayatımda en zorlandığım ama en keyif aldığım iş, meşgale.

Başlangıçta hiç kimse buranın böylesine değişebileceğini, güzelleşeceğini, bereketleşeceğini düşünmüyordu. Zaten köylü dışarıdan bir yabancıya bereketsiz yeri satar. Yakın çevrem boşuna uğraştığımı düşünüyordu. Şehirli arkadaşlarım yapmakta olduğuma şaşıyordu ve anlam veremiyordu, "neden bu yaşta böyle bir işe girişesin ki, hayatın keyfini çıkarsana dağda günlerce, aylarca ırgat gibi çalışacağına, tatile çık, eğlen?" Köylü de şüpheyle bakıyordu: "bu adam niye buraya geldi? Burada ne yapacak? Akıllı birinin işi değil bu. Biz köyden şehre kendimizi atmaya çalışırken, şunun yaptığına bak. Gizli bir acendası olmasın?"

Birçok açıdan zor bir arazi olduğunu ilk yıllarda hemen kavramıştım. Toprak uzun yıllar buğday ekimi nedeniyle çok bereketsizleşmişti. Ne yaptığımı bilmeden, köylünün ve başkalarının önerileri ile yol aldım, sıra sıra üzüm, meyve ağaçları diktim, toprağı çapaladım. Ama çapalanarak karışan ve yazın güneş ışınları altında çıplak kalan toprak kuruyor, canlılığını yitiriyordu. Arazide yeniden canlandırma çalışmalarına giriştik, su tutmak üzere hendekler, göletler yaptık. Tüm çatı sularını topladık, binaların atık gri sularını filtreleyip geri dönüştürdük. Araziyi baklagil yer örtücülerle kapladık: alfalfa, yonca, kırmızı üçgül, korunga, fiğ. Artık çapalama yapmıyoruz. Mayıs ortasında otları biçip, olduğu yere yatırıyoruz. Böylece toprak üzerinde doğal koruyucu bir battaniye oluşuyor yeni ve zengin bir üst toprak. Ayrıca bu otlar toprağa azot salarak toprağı doğal olarak besliyor, güçlendiriyor. Arazi 3. yılında zengin bir meraya dönüştü.

Eylül'de dağda 3. yılımı tamamlayacağım. Son 3 yılda vaktimin büyük bölümü dağda geçti. Çoğu geceler yalnız kaldım, yakın zamanda yaptıklarımızı, daha iyi nasıl yapabileceğimizi düşündüm. Doğa yaptıklarına cevap veriyor ve iyi gözlemlersen nasıl yapman gerektiğini de söylüyor. Yazları toprakta su tutmak en zorlandığımız konulardan biri. Zerzevat yetiştiremedik ilk yıl, sula sula yetişmiyor. Bir akşam nasıl başarabilirim'i düşünürken birden geldi: bitki göleti.

Bahar sularını bir çukurda toplayabilirsem, bu çukur içine odun, dal, yaprak, gübre, ot, toprak, malç atabilirsem; hem derinde zengin bir sıvı elde ederim, hem de yazın sık sulamadan kurtulurum. Bitki göletlerini inşa ettik ve çok iyi iş görüyorlar.

Kendi suyumuzu üretiyoruz, güneş ve rüzgardan kendi temiz enerjimizi üretiyoruz. Atıklarımızı geri dönüştürüyoruz. Tamamen bağımsız bir yaşam alanı meydana getirdik. Zor oldu çünkü permakültür tasarımı ile sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturmak için binbir konuyu bilmek ve becermek gerekiyor. Botanik, doğal yapı malzemeleri, mimarisi, yapı bilgisi, temiz enerji ve daha birçok konu sıralanıyor insanın karşısında. Ama çok yetenekli çekirdek bir kadro oluştu. 4 kişi her türlü işi becerebildik. Ve en büyük kazanımımız da "tecrübe" oldu. Çok şey öğrendik.

Şimdi öğrendiklerimizi paylaştığımız, çok keyifli bir döneme girdik. Mart ayı'ndan beri çiftlik dolup boşalıyor. Ziraat fakültesi öğrenci ve hocaları, mimarlık fakültesi öğrenci ve hocaları, tarım il müdürlüğü çalışanları, her milletten, yaştan ve tecrübeden gönüllülerimiz, kursiyerlerimiz. Bir hafta Robert Kolej hocalarını ağırlarken, sonraki hafta Amerika'lı ve Rus gönüllülerle hem çalıştık hem de dünya meselelerini bu büyük zirvede masaya yatırdık. Hep güzel insanlar geldi ve inşallah hep te böyle devam eder.

Çiftliğin çok pozitif bir enerjisi var ve bu enerji çiftliğe ayak basanlara da hemen yansıyor. Hep birlikte çok çalışıyoruz ama keyif yapmasını da biliyoruz. Birlikte harika yemekler yapıyoruz, masa başında veya kamp ateşi önünde zengin sohbetler? Kubbede harika müzik ziyafeti? Çiftlikte insanlar şehir hayatından kopuyor, şehirdeki o maskeleri takmaya da gerek kalmıyor. Gösterişli kıyafetlere yer yok, toprakla uğraşıyoruz, çamurlanıyoruz, kirleniyoruz. Doğaya ve doğala dönüyoruz. Bu doğallık sohbetlere, insan ilişkilerine de yansıyor. Yeni dostluklar kuruluyor ve permakültür ailesi büyüyor. "Hepimiz bir aileyiz" diyoruz ve yenilere "hoşgeldiniz ailemize" diyoruz. İnsanlığımızı yeniden hatırlıyoruz, insanlaşıyoruz.

Daha ne fazla isteyebilirim ki? Muhteşem bir hayat yaşamaya başladım, her yönden dolu dolu ve zengin. Tertemiz bir hava, su, mineral zengini doğal gıdalar, masrafım neredeyse sıfır (kira, su, elektrik, yakıt masrafıları yok), içinde yaşamaktan keyif aldığımız binalar ve dostlarımız. İnsanı her yönden tatmin eden bir yaşam. İşte buna özendirmek istiyorum bunu elde etmek mümkün. Çiftlikte zaman geçirmiş dostlara sorun, çoğu o hissi almışlardır: "evet mümkün, ve bu hayat pek te güzelmiş, biz de yapabiliriz...


Yazar: Taner Aksel    Tarih: 11.03.2015 15:07:50







Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel