Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

Farklı bir Türkiye


Çok büyük problemler içinde, cadı kazanına dönüşmüş bir halde iken pozitif bir geleceği düşünmek hayalcilik belki. Ama sorunlara odaklanmak yerine çözüme odaklanıp birşeyler yapmaktan başka çare yok ki.

Yann Arthus Bertrand'ın yeni bitirdiği harika 'Human' belgeselini keyifle, hüzünle, umutla izledim. Sanmayın ki sadece bizler bu memlekette azap çekiyoruz. Dünyanın her yerinde insanlar çok zor zamanlar geçirmekte. Belgeseldeki gerçek insan yüzlerinden, anlattıklarından bunu görüyorsunuz. Bireyler olarak gücümüz belli. Dünyayı tek başına değiştiremeyiz ama kendimiz için birşeyler yapabiliriz ve yapmak ta boynumuzun borcu.

Türkiye'nin insanlık tarihinde önemli yeri var. İnsanlık medeniyetinin doğduğu bölgede. Doğasının, toprağının bereketi sayesinde, Anadolu nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Ama bir süredir bereketini kaybediyor. Bereketli topraklarımızı betona, endüstriye, endüstriyel tarıma, kirliliğe, erozyona kaybediyoruz. Sularımız, denizlerimiz, havamız kirlendi. Bir zamanlar büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış güneyimizdeki ülkeler dağılmakta, milyonları geçen insan göçleri? Artık oralarda insan gibi yaşama imkanı kalmamış. Ülkemiz de tehdit altında, sanki bir sınırdayız. Ve insanların büyük kısmı bunu hissetmeye başladı. Fakat umutsuzluk hakim çoğunlukta.

Neden umut beslemeliyiz ve neden bizler, Anadolu, Türkiye önemli?

Türkiye bir kenar ülkesi.

  • İki kıta arasında: Asya, Avrupa
  • Farklı medeniyetler, kültürler arasında: Güneyde müslümanlık/yahudilik, kuzeyde hıristiyanlık
  • Farklı iklimler arasında: güneyde gittikçe kuraklaşan, çölleşen iklim; kuzeyde yağmurlu ve bol ormanlı.
  • Gelir dağılımı, eğitim, ekolojik ayak izi gibi alanlarda tam ortalarda: ne zengin bir ülke, ne de fakir; insanı çok iyi eğitimli değil ama birçok ülkeden daha iyi. Ülkesini, çevresini başka ülkeler kadar çok kirletmemiş, yoketmemiş ama gidişatı iyi değil. Artan oranda doğasını kirletmeye, yoketmeye devam ediyor ama hala ülke doğası için çok geç değil, kurtarılabilir çok daha dirençli ve bereketli yapılabilir.

Kenar ülkesi olmak çok önemlidir. Çünkü kenarlarda bir şeylerin olma, değişme olasılığı daha yüksektir.

Mesela fosil yakıt tabanlı endüstrileri ile zenginleşmiş batı ülkelerinde insanlar yüksek konfora, rahata sahiptir. Bu konforun doğa üzerinde bir bedeli var. Batılı ülkeler iklim değişikliğine, doğanın yokedilmesine, kirletilmesine neden olmuş ve hala en büyük zararı verenler arasındadırlar.  Eğer doğanın daha fazla bozulmaması, iklim değişikliğinin kontrol altına alınması gerekiyorsa, batılı ülkelerin bu savurgan yaşam tarzlarından vazgeçmeleri zorunludur. Ama konforu kazanılmış bir hak olarak görürler ve bunu bırakamazlar, bırakmayacaklar.

Diğer uçta fakir fakat nüfusu aşırı yüksek olan Çin ve Hindistan, Bangladeş gibi ülkeler var. Buralarda halkın çoğunluğu sefalet sınırındadır ve bu sefaletten kurtulabilmek için ne gerekirse yapılır. Doğal kaynaklar acımasızca tüketilir. Şehirleri nefes alınamayacak seviyede kirlenmiş olsa bile duramazlar. Doğalarını yokederler, çölleştirirler. Gününü kurtarmak derdindeki insanların geniş vizyon sahibi olması, gelecek nesilleri düşünmesi pek zordur, değişemezler.

Türkiye ne zengin, ne fakir, tam ortada. Henüz çölleşmemiş (ama 40-50 yıl içinde çölleşme riski var), hala ormanları, doğası var ? tam ortada ? iki zıt kutbun ortasında ? ya da bunların kenarında; kenar ülkesi. Diğer ülkelerde değişim çok daha zor, bizde olma ihtimali daha yüksek ve eğer değişim olabilirse? Kenar ülkesinde bereket, çeşitlilik, bolluk ihtimali de çok artar. İşte bu ihtimale kilitlenmek ve umudu korumak çok önemli.

Doğada 'kenar etkisi' diye bir oluşum var. İki farklı sistemin buluştuğu kenarlarda oluşur; mesela orman ve ova gibi veya nehir ile denizin buluşması gibi. Kenarlarda biyolojik çeşitlilikte patlama olur. Mesela orman içinde az sayıda farklı türden bitki bulunur, oysa ormanın ova veya mera ile buluştuğu kenarlarda hem bitki hem de diğer canlı türleri sayısında büyük artış vardır.  Nehirler denizlere akmadan önce deltalar meydana gelir ve bu deltalar yeryüzündeki en bereketli bölgelerdir. Birçok insan medeniyetinin böyle deltalarda başlayıp büyüdüğünü okuyup görebilirsiniz.

Doğada yaşamayı başarmak isteyenler mutlaka kenar etkisini iyi anlamalıdır çünkü kendi arazilerinde kenar etkisini kullanarak çok bereketli, doğal üretim sistemleri tasarlayabilirler. Kenarlar birçok farklı canlı türünü çeker ve buralarda bolca biyoçeşitliliğe sahip ve dirençli ekosistemler meydana gelir. Bu ekosistemler yakınlarındaki diğer bölgelere de bolca fayda sağlarlar. Kenar etkisini çok bozulmuş araziyi, doğayı iyileştirmek içinde kullanabiliriz.

Doğa bizim yaşam kaynağımızdır ama bilen için aynı zamanda yol gösterici, problem çözücüdür. Doğanın kenar etkisi oluşumunu, ülkenin dönüşümünde yol gösterici olarak kullanabiliriz.

Bir arazide kenar etkisi oluşturmak için öncelikler: su tutmak ve toprağı tekrar canlandırmaktır. Akıllı tasarımla çölleşen bölgelerde bile akla gelmeyecek güzellikte yeni doğal alanlar meydana getirilebilir. Tasarım kısmı karmaşıktır, anlamak için kursunu almak gerekir ama sadece tasarımda kullanılan bitkilerden bahsedeyim. Kenar etkisi tasarımında, modern tarımda olduğu gibi tek tip bitki kullanılmaz. Bitki çeşitliliği, bitkiler arasında fayda, destek çok önemlidir böylece problemler çözüme, faydaya ve berekete dönüşür.

Bizim en büyük zenginliklerimizden biri insan çeşitliliğimizdir. Bugünlerde tam da başımıza bela olmak üzereyken ? çünkü ayrıştırılarak, farklılaştırılarak birbirimize destek yerine köstek ve düşman haline getiriliyoruz. Yapabileceğimizin en iyisi kesinlikle bu değil. Karşımızda onca tehdit varken birbirimizden destek almak, birbirimize destek olmak varken hele.
Çeşitlilik içinde gerçek çözüm olasılığı yükselir çünkü farklı sesler, bilgiler, tecrübeler dillendirilir ve problem karşısında en makul çözüm birlikte aranır.

Mono tarımda araziye tek bir tür ürün ekilir, dikilir. Bu ürün doğal bir ekosistemdeki diğer bitki ve canlıların desteğinden mahrumdur; tehditlere, hastalıklara karşı çok daha korunmasızdır ve bir hastalık geldiğinde tümü yokolur. Bunu engellemek için modern tarımda kimyasallara başvurulur ? ve bir problemi yoketmek için zehir kullanıp, onlarca yeni ve daha ciddi problemlere neden olur. Oysa özellikle kenar etkisi olan alanlardaki bitki ve canlı çeşitliliği problemlere, zararlılara, hastalıklara karşı kendi doğal çözümlerini de üretir. Bazı bitkiler kokuları ile zararlı böcekleri uzak tutar, bazı bitkiler toprağı doğal olarak besler, bazıları havalandırır, bazıları kökleriyle derinlerden mineraller çeker, bazıları çiçeklerinin renkleriyle faydalı böcekleri çeker be bunlar zararlı diğer böcekleri temizler. Bazı mantar cinsleri diğer zararlı mantar cinslerini bastırır, vesaire. Kenarlarda bir problem yüzünden tümden çöküş pek yaşanmaz. Çeşitlilik sayesinde, sorun olsa bile sistemin tümden çökmesi önlenir.

Ülkenin türlü sorunları var ama hepimizin yaşam kaynağı olan doğamız, toprağımızla ilgili çok ciddi tehditler var. Son 30 yılın meteorolojik verilerine bakınca; ülkemizin tamamında sıcaklıklar yükseldi, Doğu Karadeniz dışındaki tüm bölgelerde yağışlarda azalma var. İklimde anormal durumlar, zıplamalar var. İklim değişikliğini araştıran bilim insanlarının bizim bölgemizle ilgili gelecek tahminleri hiç iyi değil: böyle giderse hızla çölleşeceğiz. Bereket gittikçe azalacak ve insanlar arasındaki gerilimler de haliyle hızla artacak. Güneyimizde gerçekleşen tam da budur.

Acilen hep birlikte (birlikten doğacak çeşitlilik ve beraket ile) seferberlik içinde ülkenin doğasını, toprağını, suyunu, ormanlarını korumak, daha dirençli hale getirmek için yeniden yaşamlarımızın tasarımını yapmalıyız. Evet, geleceğimizi yeniden tasarlamak zorundayız çünkü mevcut durum ve sistem çözüm değil, sürekli yeni problemler üreterek çöküşe gidişatı daha da hızlandırmaktan başka bir şey yapamıyor.

Bu aralar 'hep birlikte çaba göstermeliyiz' düşüncelerinde artış olduğunu gözlemliyorum. Evet, çok kişi artık birşeyler yapmak gereğini hissediyor. Ve evet artık bu görüşlerdeki insanların daha fazla bir araya gelmeleri, birlikte çaba göstermeleri gerekiyor. Bir araya gelmeyi becerebilmeli, problem olmaktan çıkıp birlikte çözüm yolları arayabilmeliyiz. Tek başına içinden çıkamayacağımız sorunları birlik olarak çözme ihtimalimiz artacaktır.

Birlik olarak yapabileceğimiz, erişebileceğimiz ve kısa sürede bize fayda sağlayacak çalışmalara girişebiliriz. Mesela kendimiz için doğal gıda temini gibi. Sadece bu uğraş bile dönüşüm için en önemli başlangıç olabilir.

Bilmediğimiz çok şey var. Doğada yaşayabilmek için çok şey bilmek gerekir: toprağı, su tutmayı, doğanın denge ve döngülerini, bitki yetiştirmeyi, ürün elde etme ve işlemeyi? Doğada yaşayan için bilmenin yaşı ve sınırı da yoktur çünkü doğa sürekli yeni şeyler görmeni, öğrenmeni sağlar. Ne kadar bildiğinle böbürlenmezsin, ne kadar bilmediğini farkedip, alçak gönüllü olmayı öğrenirsin.

Bilmeliyiz. Hepimizin yaşam kaynağı olan doğanın denge ve döngülerini, önemini bilmeliyiz. Dönüşüm için en önemli ve ilk adımlardan biri 'öğrenmek' olmalı. Bu alanda Belentepe olarak önemli işler yapmaya başladık, bilenler bilir. Önümüzdeki günlerde daha etkili çalışmalar yapmak için altyapımızı kuvvetlendiriyoruz. Bizim gibi, bizden daha iyi örneklerin çıkması için bilgimizi paylaşıyoruz ki dönüşüm ihtimali biraz daha artsın.

Ancak güzel, işleyen, somut örnekler çıkarıp göstererek dönüşümü hızlandırabiliriz. İnsanlar bildik hayatın dışında; doğa ile barışık, sürdürülebilir ve çok daha keyifli bir hayatın mümkün olabildiğini görerek ikna olacaklar. Ülke insanımız konuşmayı, muhabbetlerde memleketi kurtarmayı pek sever.  Ancak çalışarak ve güzel örnekler çıkararak, şu anda neredeyse imkansız gibi görünen gidişatın değişmesi, dönüşmesi için ihtimal artacak.

Ve insanlar birlik oldukça, öğrendikçe, gördükçe değişime inanacaklar ve bunu kendileri için de talep edecekler, bu yolda adımlar atacaklardır. Çok değil, sadece %10 istese, değişim kendiliğinde başlar. Ama bu %10'a ulaşana kadar sebat etmek, sürekli çabalamak, anlatmak, yaymak gerekir.

Bu topraklara ve dünyaya borcumuz var. Eğer biz değişebilirsek, o zaman kenar ülkesi olarak çevremize pozitif yönde etki etme ve hatta liderlik etme imkanımız olur. Doğada tekrar bereket elde etmeyi bilen insanlardan bir ordumuz olduğunu hayal edin. Savaş için değil, komşularımıza onların doğalarını canlandırmak için gittiğimizi düşünün. Toplu göçleri önlemek için çölleşen güneyimizdeki bölgelerin yeniden bereketlenmesi şart. Anadolu'yu iklim değişikliğinin kötü etkilerinden korumak için doğasını çok daha dirençlendirmemiz şart, yoksa bizlerin de göç kervanına katılma ihtimali her geçen gün artacak.

Değişimin başladığı kenar bölgelerine canlı türlerinin akımı başlar.  Ülke değişmeye başladığında, kenar ülkesi olması sayesinde tüm dünyadan  bu değişime değerli katkılar sağlayacak insanları, kaynakları, bilgileri de çekecek, çeşitlilik ve başarı ihtimali daha da artacaktır. Sürdürülebilir bir yaşama dönüşüm alanında belki de dünyaya örnek olabiliriz. İşte o zaman Türk insanı şu andaki gibi 3. Dünya vatandaşı değil, tüm dünyaya örnek insan olarak saygı görecektir. Sadece kendimiz için değil, dünya için de bunu başarabilmek? Büyük hayal.

Ama gerçekleşme ihtimali var. Vizyon bu. Şimdi benzer hayali olan diğerleri ile birlik olma zamanı.



Yazar: Taner Aksel    Tarih: 04.10.2015 23:07:42



Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel