Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

2016'ya girerken iyice anormalleşen doğanın dengeleri...

Sevgili Dostlar,

Bir yılı daha deviriyoruz. Hepinize yeni yılın sağlık, refah, huzur, keyif getirmesini dileyeceğim ama çoğumuz için böyle olamayacağını biliyoruz. Her geçen yıl bir öncekini aratır oldu. Akla hayale gelmeyecek olaylar gerçekleşiyor, insan hangisine yetişeceğini şaşırıyor, sürekli tokat yermiş gibiyiz. Hangi olaya nasıl yorum yapasın...

Yakın çevremizde, şehrimizde, ülkemizde olan bitenlere karşı çaresiz hissediyoruz, birey olarak etimiz butumuz belli. Bir şey yapmak istesek, ne yapabiliriz? Ama bundan önce:

Sahiden ne oluyor ülkede, dünyada?

İnsanlar arasındaki olaylara girmeyeceğim, sosyal medyada bolca yeralıyor. Daha az konuşulanı, dünya genelinde, doğada yaşananları farketmenizi isteyeceğim. Yeni yıla girerken son zamanların en şiddetli kar fırtınasının ülkemize ilerlediğini duyuyoruz. Ama daha bu sabah bahçede tişörtle çalışıyordum - kış Aralık sonuna kadar gelmedi - evet geceleri soğuk yapıyordu ama gündüzleri Kasım'da 20 dereceleri ve Aralık boyunca da 10 derecenin üstünü gördük sürekli olarak. İstanbul'da uzun yıllar meteorolojik verilere göre Kasım sıcaklık ortalaması 11.4 derece, Aralık ise 8 derece. Yandaki grafiklerde İstanbul'un Kasım ve Aralık 2015 ortalama sıcaklıklarını göreceksiniz.

Dostlar bunlar normal değil!

Ama sadece Türkiye'de değil dünyanın birçok bölgesinde normal dışı iklim olayları meydana gelmekte hem de uzun bir süredir. A.B.D. bu kristmas'ı rekor sıcaklarla karşıladı (daha 5 gün önce) - öyle ki birçok bölgede sıcaklıklar A.B.D'nin 4 Temmuz Özgürlük bayramındaki sıcaklıklardan daha fazlaydı 24-25 Aralık'ta. Ve hemen ardından çok şiddetli fırtınalar, aşırı kar yağışları geldi. Onlarca ölü var. İngiltere'de devasa seller var. Çin'de toprak kaymaları.

Şimdi şiddetli bir kar fırtınası bekliyoruz, inşallah kötü olmaz, insanlar zarar görmez.

İklim değişikliği sadece sıcaklıkların artması değil. Mevsim normallerinin bozulması, aniden sıcak havadan aşırı soğuğa dönebilmesi; kuraklıkla beraber ani ve aşırı yağışlar. İklim değişikliği artık ciddi boyutlara ulaştı ve aslında en önemli mesele. İklim değişikliğine neden olan davranış ise aslında mevcut insan sorunlarının temelindeki en önemli mesele.

Kısıtlı bir hacimde, artan oranda çoğalırsanız ve artan oranda da yenilenemeyen kaynakları tüketmeye, kirletmeye, yoketmeye devam ederseniz, eninde sonunda çok büyük sorunlar ve çöküş yaşanır.

Hava, Su, Toprak - bunlar hepimizin temel yaşam kaynaklarımız. Birçok konuda farklı düşünebilir, davranabiliriz ama varolabilmemiz için bu kaynaklara ihtiyacımız var. Artık temiz havadan, temiz sudan, temiz topraktan bahsedebiliyor muyuz? En temel kaynaklarda alarm veren ciddi sorunlar var ama bunu konuşan, önemseyen, bu konuda somut, ciddi şeyler yapan kaç kişi var?

Temiz Hava, Temiz Su, Temiz Toprak = Temiz Gıda

Temiz, doğal, sağlıklı gıdada haliyle ciddi sorunlar var. Sağlığımızdan oluyoruz ama bunun hakkında da pek bir şey yapan yok.

Sunum: Hava, Su, Toprak ve Gidişat

Geçim, güvenlik, adalet, huzur... Evet bunlar çok önemli ama bunların olabilmesi için yaşam kaynaklarımızın temiz, bereketli, canlı olabilmesi şart.

Suriye'de iç karışıklıklar başlamadan 5 yıl önce ülkede kuraklık baş gösterir ve 5 yıl boyunca etkisini devam ettirir ? öyle ki, kırsalda kuraklıktan dolayı üretemeyen ve artık geçinemeyen insanlar şehirlere akın eder ve toplumsal huzursuzluklar başlar.

Gıda fiyatları sürekli artıyor çünkü normal dışı iklim olayları tarım, gıda üretimini etkiliyor. Dünyadaki insan nüfusunun yarısı zaten zar zor gününü kurtarıyor. Artık milyonlarca insanın toplu göçlerine şahit olmaya başladık.

İklim değişikliği gün geçtikçe ciddileşecek, şiddetlenecek ve hayatlarımızı daha da etkileyecek. Toplumsal huzursuzluklar da kaçınılmaz olacak. Gidişat bu yönde.

Bu gidişatı ülkeleri yönetenlerin de görüyor olması gerekir, neticede uzmanları, danışmanları, üniversiteleri... var. Bu gidişatı yöneticilerin değiştirmeleri gerekir diye düşünürüz. Ama ne yazık ki, ülkelerin çoğundaki yöneticiler tam tersine yangına körükle gidiyor ve büyük insan kitlelerinden de destek alıyorlar.

Yenilenemez doğal kaynakların tüketimi, tahribatı artmaya devam ediyor. Fosil yakıtların iklim değişikliğine neden olduğunu bildiğimiz halde artan oranda kullanılması da devam ediyor.

Fosil yakıtları hepimiz tüketiyoruz ve hepimizin bu kötü gidişatta öyle ya da böyle bir katkısı var. Rakibi, karşı tarafı kötü gidişattan dolayı suçlamak ve sadece onları suçlu görmek kolay. Kendi sorumluluğumuzu görmüyoruz, kabullenmiyoruz. Son zamanlarda sürekli birbirini suçlama moda oldu; kendi haklılığımızı kabul ettirme derdindeyiz. Kendi kusurunu, yanlışını gören, kabullenen yok. Oysa bu büyük bir erdemdir. İnsanoğlu kusurludur, hata yaparız, yalan söyleriz. Hatamızı farkedip, ders alabilirsek ve gelecekte tekrar etmezsek; daha büyük hatalar yapmaktan kurtulabilir ve daha düzgün hayatlar yaşayabiliriz.

Problem Benim.

Uzun yıllardır gidişattan yakınma halindeydim. Çevremdeki herkese sürekli dert yanıyordum. Sonra aslında kendimin de problemin bir parçası olduğumu gördüm. 'Dünyayı, memleketi değiştiremem ama kendi hayatımı değiştirebilirim ve problem olmaktan çıkıp kendim ve yakın çevrem için çözüm olabilirim' diye düşündüm ve yavaş yavaş hayatımı değiştirmeye başladım. Evimin çatısına solar pv paneller koyup elektrik ürettim, bahçemde toprağın altına borular döşeyip toprak ısısı ile evimi ısıttım, arkadaşımın lokantasından atık ayçiçek yağlarını alıp dizel arabamda yakıt olarak kullandım ve binlerce kilometre bedava gittim. Bahçe kurup kendi doğal gıdamı yetiştirmeye başladım. Kardeşim, eşim ve diğer yakın ailemle birlikte Belentepe Çiftliği?ni kurduk. Kendi enerjisini üreten, kendi gıdasını üreten, atıklarını geri dönüştüren, doğal ve sağlıklı yapılarda yaşadığımız, kısaca kendi kendine yetebilen bir yaşam alanı meydana getirdik. Ailece huzur ve keyifle dolduğumuz bir yaşam alanımız var artık. Ama dünyadan, memleketten tecrit değiliz. Çiftliğin gündemi çok farklıdır çünkü iş hiç bitmez. Çiftlikte iken dünyadan koparız ama şehre inince tekrar gerçekler yüzümüze çarpar: aşırı trafik, hava kirliliği, aşırı kalabalık, beton ormanı, toplumsal huzursuzluk, adaletsizlik, güven eksikliği...

Tecrit olamayacağımız için, gücümüz yettiği kadar, elimizden geldiğince bildiklerimizi, yaptıklarımızı paylaşmaya ve olabildiğince çok kişiye ulaşmaya çalışıyoruz. Eğitimler, konuşmalar, çalışmalar gittikçe artıyor. Okullarla, gençlerle bahçecilik yapıyoruz. Belediyelerle ortak projeler geliştiriyoruz - doğal yaşam parkları, toplululuk bahçeleri gibi. Bizim gibi şehirden kırsala geçip yeni bir hayat kurmak isteyenlere destek oluyoruz, çiftliğimize gelip bilgi, tecrübe kazanıyorlar. Elimizden gelen ve yapabileceğimizin en güzeli de bu: benzer ve hatta daha iyi örnekler oluşmasına destek vermek. Ancak insanlara gösterebilirsek: daha yaşanabilir, keyifli, huzurlu, sağlıklı, bereketli, refah bir hayat mümkün - ve insanlar artan sayıda dönüşmeye başlarsa; o zaman bir ihtimal doğabilir. Hem iklim değişikliği hem de adaletsizlik, huzursuzluk, çatışma, savaş önlenebilir.

Şu anda ülkede seferberlik ilan edilmiş olması gerekir. Çünkü Anadolu hızla kuraklaşıyor. Bilim insanlarının 40-50 yıllık gelecek için tahmini Anadolu'nun önemli bölümünün çölleşeceği yolunda. Feci bir şey ama böyle giderse olacağı da bu ? bizler de ya iç savaşla yokoluruz, ya da göç kervanına katılırız. Bu nedenle seferberlik olmalı: Anadolu'yu yaklaşan tehlikeye karşı korumak için, bereketi korumak için hep birlikte toprağımızı dirençlendirmeli, doğamızı korumalı ve canlandırmalıyız.

Tek başına olmuyor. Herkesin ortak geleceğimiz için çaba göstermesi gereken çok kritik bir dönemdeyiz. Ya hep birlikte çaba gösterip başaracağız ya da gözlerimizin önünde her geçen gün bir öncekinden daha beter olayları yaşayarak çöküşe doğru yol alacağız.

Umutsuzluk çözüm değil. Oyunu baştan kaybetmektir. Umut var, yeter ki daha fazla insan kendi hayatlarını dönüştürmek üzere adım atsın.

Gücümüz yettiği kadar, elimizden geldiğince... Dönüşüm için maddi güç önemlidir ve imkanı olanların daha hızlı dönüşmesine olanak sağlar ama asıl önemlisi istek ve azimdir. Bahçecilik için, kendi gıdanı üretmek için fazla para gerekmez - balkonda, çatıda bahçecilik yapılabilir. Ayrıca temiz enerji yatırımı 7-8 yıl sonra para bile kazandırabilir. Yaşadığınız binanın doğru (pasif solar) tasarımı ısıtma/soğutma masraflarını yarı yarıya azaltabilir. Kısıtlı paranızı birden fazla fayda sağlayabilecek işlerde kullanabilirsiniz. Çözüm var.

Bahçecilik yapmak, kendi doğal gıdanı üretebilmek, temiz gıda talep etmek ve bunun için dostlarla birlikte çalışmalar yürütmek, temiz enerjiye yatırım? sadece bunlar bile çok sayıda insan yaptığında gidişat değiştirme potansiyeli olan önemli adımlardır.

Eğitimlerde paylaştığım 'bal kuş' hikayesi ile noktalamak isterim:

Bir gün ormanda yangın çıkar. Hayvanları ormandan dışarıya doğru koşuşurken ufak bal kuşu (çiçeklerini özünü emen, ufak uzun bir gagası vardır, ancak birkaç damla özü ağzına çekebilir) derenin üzerine uçar ve dereden birkaç damla su alıp yangının üzerine bırakır. Bunu gören hayvanlar 'yahu sen ne yaptığını sanıyorsun, ne fayda?' derler. Bal kuşu da, 'ben kendi üzerime düşeni yapıyorum eğer siz de yaparsanız, belki o zaman yangının sönme ihtimali doğar' der.

2016'da elimizden geldiği kadar, hep birlikte yangını söndürme ihtimalini artırabilmek dileği ile.



Yazar: Taner Aksel    Tarih: 20.01.2016 10:52:57





Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel