Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

Farkedebilecek miyiz? Doğa alarm zilleri çalıyor!

Suçlama oyununa girmeyeceğim çünkü içinden çıkmak çok zor ve nihayetinde dönüp dolaşıp bana da gelir.

'Tarafımızı seçelim, işler kızışıyor, artık insanların renkleri belli olsun çünkü hesaplaşma günü yaklaşıyor...' Ne korkunç söylem bu, ama toplum içinde hızla yayıldığını gözlemliyorum.

Kutuplaştık, ayrıştık, düşmanlaştık. Neden? Çünkü karşıdaki yanlış, kötülük yapıyor, yanlış şeylere inanıyor... Kim yanlış yapıyor? Benim, bizim dışımızdaki herkes.

Gidişatın iyi olduğunu düşünen var mı sahiden? Varsa neyin iyi gittiğini söylesin:

Eskiye göre daha uzun yaşıyoruz?! Peki yaşam kalitemiz!? Mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yaşam mı?

Geliştik, ilerledik, teknoloji sayesinde yaşam kolaylaştı!? Ya ödenen diyet? Dünyanın doğal kaynakları hızla tükendi, kirlendi ve dünyanın dengeleri bozuldu.

'İlerlemek, gelişmek için doğanın katli vaciptir.' Bu veya buna benzer sözleri ülkeyi yönetenlerden duyabiliyoruz. Havayı kirlettik, suyu kirlettik, toprağı kirlettik, öldürdük. Nereye kadar? Hepimiz, hep birlikte yaptık bunları. Tükettiğimiz elektrik, araçlarımızda yaktığımız benzin, marketlerden aldığımız türlü şeyler... liste uzar da gider; hepsi doğadan, doğal kaynaklardan bir şeyler alıyor ve kirletiyor, yokediyor. Ama umursamıyoruz, hala görmek istemiyoruz yolun sonuna yaklaştığımızı.

Anadolu'nun bereketi azalıyor, ama olsun eğer burada yeteri kadar üretemiyorsak, dışarıdan ithal ederiz. Eti, yoncayı, bakliyatı, tahılı, tohumu, samanı bile ithal edebiliriz. Hatta bu işten güzel paralar da kazanabiliriz. Suçlayacak, yanlış bir şey yok, normali bu artık. Bizim kaynaklarımız biterse başka bir yerden bulunur elbet.

Semptoma çare bulmak. Yegane ve sürekli yaptığımız bu. İşin temelini anlamak, problemin oluşmasını önlemek değil. Mesela Suriye'de gerçekten ne oldu? Suriye?de ayaklanmalar başlamadan önce, 5 yıl boyunca aşırı kuraklık yaşandı, kırsalda geçim çok zorlaştı, şehirlere toplu göçler yaşandı, devlet durumu önemsemedi, kırsala destek olamadı. Suriye'nin toplam yüzölçümünün sadece %2.5'i doğal ormanlık alandır. Ormanlar bir vatanın en önemli yaşam kaynaklarındandır; ciğeridir, enerji, besin kaynaklarıdır, toprağı korur, toprak meydana getirirler ve su/yağmur oluştururlar. Tek veya birkaç tip ağaç dikerek doğal orman oluşmaz. Doğal ormanların kendi ekosistemleri, dengeleri, döngüleri vardır. Doğal ormanları kesip, yerine veya başka yerlere ağaçlar dikerek işi çözüyoruz denemez. Doğal ormanları korumak ve ekosistem anlayışı ile daha da zenginleştirmek, büyütmek gerekir.

Müslümanın en önemli vazifelerinin başında Allah'ın insanoğluna emanet ettiği doğayı korumak ve gelecek nesillere bozulmadan teslim etmek gelir. ?Kıyamet kopmaya yakınken elinizde bir ağaç fidanı varsa ve onu dikmeye vakit bulabilirseniz onu dikin?. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 184, 191)

Biz ayrışırken, düşmanlaşırken ve birbirimizin boğazına yapışmaya hazırlanırken; hepimizin kaderini etkileyecek çok büyük gelişmeler yaşanıyor doğada hepimizin gözleri önünde ama körüz, görmemek için diretiyoruz.

Ülkenin tamamında son 30-40 yıl içinde sıcaklıklar arttı; Doğu Karadeniz dışındaki tüm bölgelerde ise yağışlarda azalma var. Ayrıca önümüzdeki 30-40 yıl içinde ülkenin çoğu bölgesinin çölleşme riski var. Suriye'ye dönüşüyoruz: sadece insanlar arasındaki ayrışma ile değil, doğasının da bozulması, çoraklaşması ile de. Önümüzde olmaması gereken için canlı örnek var, ne yapmamamız belli ama biz yapmaya devam ediyoruz.

Hepimizin yaşam kaynaklarında alarm zilleri çalıyor ve hep birlikte, seferberlik halinde bir an önce büyük tehlikeye karşı harekete geçmemiz gerekiyor. Ne zaman farkına varacağız?

2016 Şubat'ta yine +20 derece sıcaklar görüyoruz; bu normal değil! Ardından -20 derecelik aşırı soğuklar, rekor kar yağışları, fırtınalar geliyor. İklim normalleri kalmadı, sıcaklıklar sürekli zıplama halinde. Geçen yıl bu nedenle eriklerin ve elmaların tamamı, kirazların yarısı ürün vermedi çiftliğimizde. Bizler evlerin içinde kendi konforumuzu koruyabiliriz ama doğadaki bitkiler, canlılar buna adapte olamıyor ? doğa stres altında. Ürün kayıpları, kırsalda geçim zorluğu, gıda fiyatlarında ve hayat pahalılığında artış ? bunlar hepsi birbirine bağlı ve temelinde hep aynı sebep var:

İnsanoğlu olarak doğada sürdürülebilir yaşamayı beceremedik henüz. Hızlı nüfus artışı ve yenilemeyen doğal kaynakların üstel artışla tüketimi ? bunlar sınırları olan dünyada ilelebet sürdürülemez. Bu kadar basit. Ama en akıllıların, en güçlülerin bile umurunda değil, hatta bu konuları konuşmak istemezler, insanların da anlamasını, konuşmasını istemezler. Bu konuları konuşanlar artık vatan haini bile olabiliyor. Çünkü yaptıkları şeylerin yanlış olduğunu kabullenmek ve düzeltmek yerine üstünü kapatmak, konuşmaya çalışanları da susturmak gerekiyor. Yanlış yapmıyoruz, doğru yolda ilerliyoruz.

Dindar dedemden bana kalan dini öğretilerden biri şu: 'doğru yolda ilerliyorsan, Allah'ın bereketi senin üzerinedir.' Yönetenler doğru yolda ilerlediğimizi söylüyor ve bu ara zor bir dönemden geçiyor olsak bile bereket bize gelecek. Buna inanmak isteriz. Ama eğer doğanın kendisi bir yol gösterici, bir uyarıcı ise, doğa bize çok farklı şeyler söylüyor ? hiç te doğru yolda değiliz:

Çok değil 30-40 yıl öncesi ile karşılaştırın: denizler, dereler, göller, hava, su, toprak daha temizdi, bereket vardı ve ülke topraklarından çıkan ürünlerle kendi toplumunu besleyebilen nadir ülkeler arasındaydık. Yazları nadiren sıcaklıklar 30 derecenin üzerine çıkardı ? şimdilerde 40'ları görüyoruz. Güneş kremi nedir bilmezdik ? şimdi güneş kremsiz dışarı çıksak bir iki saat içinde hastanelik oluyoruz. Düzenli bahar yağmurları vardı. Kışları +20 derecelik sıcaklar görmezdik. Doğal gıda vardı...

Gözlerimizin önünde sürekli bir değişim yaşanırken görmedik, görmemeyi tercih ettik. Doğadan öyle uyarılar var ki, artık görmemiz gerekiyor. Kuzey Kutbu'nda kışın ortasında normalde -30 derece olması gereken sıcaklık, eğer +2-3 derecelere çıkıyor ve buzlar eriyorsa, bu hayra alamet değildir. Ama daha tehlikelisi insanların çoğunun bu normal dışı olayı bilmemesi, farketmemesi ve önemsememesidir.

Doğadaki bozulma ve değişim hızlandı. Farketmediğimiz sürece çok daha zor günler yaşanacak.

Farkedenler, umursayanlar ne yapabilir? Çok şeyler yapabiliriz. Önce kendimizin de problem olduğunu kabul etmek gerekir, ardından çözüm olmaya çaba gösterilir. Kendi doğal gıdanı üretmek, kendi temiz enerjini üretmek, kentte ve kırsalda sürdürülebilir işler, çalışmalar yapmak? istedikten sonra birey ve topluluk olarak yapabileceğimiz çok şey olduğunu göreceğiz. Dönüşüm tabandan, bizlerle başlayabilir. Çaba göstermek, güzel örnekler çıkarmak, başkalarına örnek olmak gerekiyor. Sadece birkaç kişinin çabası da yetmez ama ne olursa olsun yılmadan çaba göstermek zorundayız. Eğitimlerde paylaştığım 'bal kuş' hikayesi ile noktalamak isterim:

Bir gün ormanda yangın çıkar. Hayvanları ormandan dışarıya doğru koşuşurken ufak bal kuşu (çiçeklerini özünü emen, ufak uzun bir gagası vardır, ancak birkaç damla özü ağzına çekebilir) derenin üzerine uçar ve dereden birkaç damla su alıp yangının üzerine bırakır. Bunu gören hayvanlar 'yahu sen ne yaptığını sanıyorsun, ne fayda?' derler. Bal kuşu da, 'ben kendi üzerime düşeni yapıyorum eğer siz de yaparsanız, belki o zaman yangının sönme ihtimali doğar' der.


Yazar: Taner Aksel    Tarih: 14.02.2016 12:25:01



Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel