Belentepe Çiftliği Logo
ANASAYFA   |   TANITIM FİLMİ  |   FOTO GALERİ  |   İLETİŞİM   |   ENGLISH    
hikayemiz
HİKAYEMİZ
ugraslar
UĞRAŞLAR

Umut için hep birlikte

Kırsaldaki dostum, sıkıntılarını biliyorum. Geçim gittikçe zorlaşıyor, şehre göç gittikçe daha cazip veya gerekli hale geliyor. Ürün elde etmek zorlaşıyor. İklimler garipleşti. Şubat ortasında 28 derece sıcak oluyor. Meyve ağaçları tomurcuklanıyor, çiçekleniyor. Ardından don geliyor ve o yıl meyvede çok büyük kayıplar oluyor ve tabi gelirde. Yazları daha sıcak ve kurak olmaya devam ediyor. Hayvancılık yapanlar bereketli mera bulmada zorlanıyor; hayvan yemi satın almaya zorlanıyorlar ve hayvandan gelir sürekli düşüyor, et fiyatları artıyor olsa da. En nihayetinde ürün alınsa da ürün para etmiyor. Tüccarlar neredeyse zararına ürünlere talip oluyor. Satsan bir türlü, satmasan bir türlü. Artık uğraşmaya değmiyor ve bırakıyorsun - geleceğe umut, hayattan beklenti de pek kalmıyor.

Şehre inince ayrı dert, çünkü iş bulmak zorundasın ve iş bulmak çok zorlaştı, işsizlik yaygın. Suriye?liler çok ucuza çalışıyor. Sen de en fazla asgari ücrete tabisin. Şehirde zar zor geçinebilirsin. O yaşamaya alıştığın doğadan kopuk, şehir stresinin bir parçası oluyorsun.

Şehirdeki dostum, sıkıntılarını biliyorum. Şehirler gittikçe çekilmez, yaşanmaz oluyor - trafiği, kirliliği, kalabalıklığı? Temiz gıdaya ulaşmak artık iyice lüks. Hem beden hem de ruh sağlığından oluyorsun.

Ama düzen devam etmeli, geçinebilmemiz gerekli. Böyle gelmiş böyle gider. Gücüm ne ki, yapabileceğim bir şey yok. Ayrıca sorumluluklarım, yükümlülüklerim var - çocukların eğitimi, ödemeler, borçlar... Yapacak bir şey yok.

Ama işler iyiye de gitmiyor. Çok kısa bir süre içinde ülkede, ülke çevresinde bildik düzen tamamen değişti. Toplumsal ayrışma, huzursuzluk, savaş, göçler, gittikçe artan insanlık dramları. Güvensizlik, umutsuzluk, çaresizlik yayılıyor.

Ayrıca birçoklarının bilmediği veya bildiği halde görmezden geldiği çok daha büyük bir durum var - doğadaki değişim. İklim değişikliği, küresel ısınma da deniyor. Hala birçokları böyle bir değişimin varlığına inanmıyor. Değişimi farkedenlerin bir kısmı da insan etkisiyle oluştuğuna inanmıyor. Ne de olsa doğada sürekli değişimler olageldi, dünyanın büyüklüğüne göre küçücük kalan insanoğlu mu doğaya etki edecek?

Kısıtlı kaynakları olan bir ortamda üstel oranda çoğalabilirsiniz ve üstel oranda tüketmeye devam edebilirsiniz ama bu durum sürdürülemez çünkü kısıtlı kaynaklar en nihayetinde biter ama bundan önce de tükettiğiniz kaynakların atıkları nedeniyle doğal çevreyi kirletirsiniz, yokedersiniz. Doğanın dengeleri bozulmaya başlar. Havayı, suyu, toprağı artan oranda kirlettik, tükettik. Son zamanlarda görülen normal dışı doğal olayların temeli budur. Bu gerçeği kabul etmek istemeyen kişi sahiden kör cahildir ve bu kişi çok tehlikelidir çünkü bilinçli veya bilinçsiz olarak gelecek nesillerin yaşam olanaklarının yokolmasında pay sahibi olmaktadır.

Kasım 2015 boyunca Marmara Bölgesi?nde sıcaklıkların 20 derecelerde seyretmesi, 25 Aralık'ta New York şehrinde sıcaklığın 22 derece olması ve Ocak 2016 başında Kuzey Kutbu?nda normalde -30 derece olması gereken sıcaklığın +3 dereceye çıkması ve buzulların erimesi normal değildir ? hatta çok acayiptir. Daha acayip olanı insanların önemli kısmının bu olanları bilmemesi, bilse de umursamamasıdır. Burada sadece birkaç örnek verdim ama dünyanın her yanında gittikçe artan oranda anormallikler yaşanıyor. Bunlar uyarıdır, doğanın bizlere uyarısı.

Dengeleri, normalleri aşıyoruz ve aşıldıktan sonra normale dönmesi zor, hatta gittikçe daha da anormalleşmesi söz konusu.
Kırsalda geçim daha da zorlaşacak, şehirlerde yaşam daha da kötüleşecek. Huzur, sağlık, mutluluk, keyif gittikçe daha da lüks hale gelecek. İşte bizi bekleyen gelecek bu. Karamsarlık değil; sahiden görebilen, farkedebilen herkesin erişeceği nihai gerçek bu.

Çaresizlik, yenilgiyi daha başlangıçta kabullenmektir. Çözümü yöneticilerden beklemek te hayalperestliktir. Her yeni yönetim bir öncekinde daha beter hale getirdi gidişatı ? neden mi? ? çünkü üstel artışları önlemek bir yana daha da hızlandıracak çalışmalar yapageldiler, yangına körükle gitmeye devam ettiler. Gelişme, ilerleme adına daha fazla doğa katli, daha fazla kirlilik. Ama gerçekleri makyajla kapatmakta da ustalar - 'Gelişmek, ilerlemek zorundayız, ama doğaya hiç zarar vermiyoruz, bilakis milyarlarca ağaç diktik. En büyük çevreci biziz.'

Haliyle umutsuzluk artıyor, özellikle vicdanı, etik ve ahlakı kuvvetli olan insanlar arasında. Yapacak bir şey y?. Hayır, yapabilecek çok şey var. Ama tabandan, bizlerden, bireylerden başlamalı. Evet, sorumluluklarımız, işimiz gücümüz var. Vaktimiz pek yok. Ama eğer vakit yaratmaz, çaba göstermezsek hiçbir şeyin değişeceği de yok. Tamam, vakit yaratıp çaba gösterelim ama nasıl?

Kırsalla şehirlinin tanışması, kucaklaşması ve birbirlerine destek, çare, çözüm olmaları yapılabilecek en güzel çalışmadır. Kırsaldaki dostun doğal, sağlıklı ürünleri var ama pazarı yok. Ayrıca ürünlerini katma değere döndürebilirse geliri de artabilir. Mesela, tüccara litresi 1-1.3 TL'ye giden süt yerelde işlenip kaliteli peynirlere dönüştüğünde gelir de katlanır.

Şehirlinin temiz gıdaya erişimi artık neredeyse imkansız. Marketlerde satılan gıdanın çok büyük bölümü zararlı kimyasallar içeriyor. Taze meyve ve sebzenin büyük bölümü artık endüstriyel seralarda üretiliyor. Zengin, canlı, bereketli, doğal toprakta üretilmeyen bu ürünler (seralarda artık toprak yerine taş yünü, cocopeat, perlit ve sıvıya katılan birkaç mineralle bitki üretimi yapılıyor) besin, mineral ve vitamin bakımından fakir. Zehirli böcek ilaçlarının kalıntılarını da bolca içeriyorlar ve çoğumuz bunları yemeye mahkumuz. Organik gıda çok pahalı. Ayrıca doğal, organik olduğundan şüphelerimiz de var çünkü toplumsal etik ve ahlak öylesine düştü ki, organiğin 2-3 kat daha pahalı olduğunu görenler, organik olmayan ürünleri bize organik diye kakalayabiliyorlar. Kontrol, teftiş yetersiz.

Marketlerde modern endüstri ürünlerine mahkum edildik ve bu ürünler gerçekten doğal olanlarından da ucuzlar - haliyle bu durum zor geçinen çoğunluk için ekonomik olarak iyi ama sağlığımızdan oluyoruz. Büyük firmalar kırsalın ürünlerini yok pahasına alıyor, fabrikalarında işliyorlar - ürünler daha uzun süre dayansın diye içlerine kimyasal atmak zorundalar ayrıca ucuz olsun diye de değişik katkılarla hacmi artırmak zorundalar. Et ve et ürünlerinde, peynirde, yoğurtta olmaması gereken türlü maddeler? Bir örnek: markette litrelik kavanozu 30 TL?ye satılan 'doğal bal' var. Oysa kırsalda tamamen çiçeklerden üretilen doğal balın kavanozu 80-100 TL. Nasıl oluyor? Doğal bal dedikleri şeyi nasıl 30 TL'ye satabiliyorlar? Çünkü arılara glikoz şurubu verip arıların çiçekten değil, bu şuruptan bal üretmelerini sağlıyorlar; bu sayede normalde senede 1 doğal bal almak yerine 2-3 kere ürün alabiliyorlar ve ucuza satabiliyorlar. Biz sağlığımızdan oluyoruz, hem de sözde doğal bal yiyerek. Bu örneği türlü ürünlerde çoğaltın, hep aynı durum. Şehirlinin artık bu gerçeği görmesi gerekli - daha ucuza beslenebiliriz ama ne pahasına? Etrafımızda artan kanser vakalarının da farkında mıyız? Doktorların kanser hastalarına endüstriyel ürünlerden uzak durmaları ve sadece doğal gıda tüketmeleri tavsiyesi neden ola?
Şehirlinin doğal ürünlerin, endüstriyele oranla doğal olarak daha pahalı olacağını bilmesi ve ucuz olduğu halde endüstriyel ürünü almaması gerekir. Ancak bu şekilde bu kötüye giden kısır döngü kırılabilir.

Şehirli dostum, yapabileceğin en önemli çaba kendine ve ailene direkt faydası olacak ?temiz gıdaya erişim? toplulukları oluşturmak veya varolan birinin üyesi olmaktır. Eğer bunu çok kişi yapmaya başlarsa, sadece bu çalışma bile yaşam dönüştürücü olabilir. Kırsaldaki üreticilere eriş, tanış, ürünlerini hakkaniyetli fiyatlardan al, geçimlerine destek ol. Ayrıca kendi geçimin için kırsalın ürünlerini katma değerli hale dönüştürme yollarını ara ? yeni bir iş, geçim kolu oluşabilir, hem de çok daha etik, anlamlı, keyifli bir iş kolu. Şehirli ile kırsaldaki insanlar tanışır, anlaşır - insanlar ayrışmak, ötekileşmek yerine empatiyi, yardımlaşmayı, paylaşmayı deneyimlerler ? düzgün insan olmanın en güzel yanlarıdır bunlar, kendini iyi hissedersin, başka birçoklarını da iyi hissettirirsin. Hayatlar iyiye doğru dönüşmeye başlar.

Ama ancak hep birlikte, daha fazla insanın farketmesi, çaba göstermesi ile gerçekleşebilir. Başarabiliriz çünkü imkansız değil, hatta kolaylıkla erişilebilir. Ve güzel örnekler de oluşmakta ülke çapında. Kendi doğal gıdasını üretmek üzere topluluk oluşuyor, topluluk bahçeleri kuruluyor. Okullarda öğretmen ve öğrenciler okul bahçeleri kuruyor. Bir kısım belediye de konunun önemini kavradı ve bu çalışmaları destekliyor, topluluk bahçeleri oluşturuyor. Temiz gıdaya erişim toplulukları kuruluyor. Çok önemli deneyimler, tecrübeler elde ediliyor, ülkenin her yanına örnek olabilecek çalışmalar yürütülüyor. Umut var, çare var. Yeter ki hep birlikte, yeter ki siz de katılın, destek verin, parçası olun, anlatın, yayın.

Belentepe Çiftliği hayata geçeli 3 yıl oldu. Bu 3 yıl içinde o kadar güzel hikayeler oluşmakta ki, şükrediyoruz; onca kötü gidişat içinde umudu, olasılıkları, değişimi görüyoruz ve gücümüz yettiğince, elimizden geldiğince bu çalışmaların yayılmasına, yeni örneklerin, hikayelerin oluşmasına destek veriyoruz. İşte 2 güzel hikaye:

2 yıl önce çiftliğimize gönüllü olarak çalışmaya gelen Robert Kolej coğrafya hocaları İstanbul'a dönüşlerinde sürdürülebilir yaşama ve permakültüre önem verilmesi ve yayılması gereğini hissettiler. Robert Kolejde İstanbul'un diğer bazı liselerini de davet ederek bir permakültür semineri düzenlediler. Konuşmacı olduğum bu seminere 13 okuldan 200 kadar öğretmen ve öğrenci katıldı. Seminer sonrasında permakültürü daha fazla öğrenme ihtiyacı doğdu ve bu 2 günlük Sürdürülebilir Yaşama Giriş Kursu'nun organize ettik. Kursta 80 üzerinde hoca ve öğrenciye permakültürü ve özellikle bahçeciliği anlattık. Kurs sonrasında okullarda permakültür kulüpleri kuruldu ve bahçe oluşturma çalışmaları başladı. Bazı öğrenciler okullarına sığamadılar ve yerel belediyelere gidip belediye arazilerinde 'topluluk bahçeleri' oluşturulması için taleplerde bulundular. Beşiktaş Belediyesi Robert Kolej öğrencilerine Ulus parkında bir yer verdi ve Aralık 2015'te topluluk bahçesinin ilk çalışması yapıldı. Kadıköy Belediyesi ise Saint Joseph Lisesi öğrencilerine Fenerbahçe parkında bir yer verdi. Şu anda öğrenciler bu bahçenin tasarımını yapıyor ve bahçenin ilk çalışması da Nisan 2016'da gerçekleşecek. Ayrıca bu Istanbul liseleri hep birlikte uluslarası bir organizasyona talip oldular. 2017 yazında dünya çapında birçok liseyi İstanbul'da ağırlayacaklar ve permakültürü, kendi meydana getirdikleri bahçeleri anlatacaklar, gösterecekler.
(https://www.facebook.com/permakulturlise/)

2015 Baharında Bursa Osmangazi Belediyesi sponsorluğunda Bursa'da 'Permakültür Tasarım Sertifika' kursu verdik. 160 katılımcı 2 hafta boyunca kursu takip etti. Bu sayede permakültür Bursa'ya kazandırılmış oldu. Kurs sonrasında ilgili arkadaşlar Belentepe Çiftliği'nde tecrübe kazanmak üzere çalışmalara katıldı. Tanıştık, dost olduk, aile olduk. Mesajın önemini hisseden ve zaman ayırıp emek vermek isteyen bir grup arkadaşla şu anda 1500 m2'lik bir alanda topluluk bahçesi kuruyoruz. Birbirimizin bahçelerine gidip o bahçeleri daha bereketli hale getirebilmek için çalışıyoruz. Ayrıca kendimiz ve yakın çevremiz için temiz gıda temini üzerine çalışan bir ekip var. Sizlerin katılımı ile daha da büyüyecek ailemizle çok daha etkin ve faydalı çalışmalar yapacağımızı umuyoruz.
(https://www.facebook.com/BursaPermakultur/)

Sizlerin de katılımıyla gittikçe artan yeni güzel hikayeler oluşturabilme umuduyla.
Nasıl destek verebilirim, katılabilirim diyenler, bize yazın: info@belentepe.org

Sürdürülebilir Yaşam Çalışmalarımız:

www.belentepe.org
https://www.facebook.com/BelenTepeDogalYasamCiftligi/

www.benkoltd.com/SYA/



Yazar: Taner Aksel    Tarih: 27.02.2016 13:05:02



Ekoyerleşkeler

Eğitimlerimiz:
Sürdürülebilir Yaşama Giriş kursu
Permakültür Tasarım Sertifika kursu
Çocuklar için doğal yaşama giriş kursu

Atölyelerimiz:
Temiz enerji sistemleri kurulumu
Doğal yapı uygulamaları
Arıcılık atölyesi
Kompost gübre yapımı atölyesi
Doğal bitki ilaçları yapımı atölyesi
Peynir ve süt ürünleri yapımı atölyesi
Doğal beslenme & detoks atölyesi
Yoga atölyesi
Kamplarımız:
Çocuk / Aile Kampı
Gençlik Kampı
Müzik Kampı
dönüşüm

Belentepe Mürseller Köyü Uludağ/Bursa    Tel: +90(532)614 99 43    E-posta youtubefacebook
 
  Web Tasarım:
Birant Aksel